Rahibe Teresa’nın Evi (Üsküp)
Mayıs
07
2013
Nobel Barış ödülü sahibi, 1910 Üsküp doğumlu, Arnavut kökenli bir katolik olan Rahibe Teresa’nın “anı evi” ne ait fotoğrafları paylaşmak istiyorum.
600 metre karelik bu ev, mimar Vangel Bojinovski tarafından tasarlanmış. Detaylar ilginizi çekebilir. Özellikle de mimar arkadaşların.
Rahibe Teresa’yı merak edenler için;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Rahibe_Teresa
http://www.motherteresa.org/layout.html
07 Mayıs 2013 Salı, 10:57 at 10:57
ellerine saglık Başak
gk
07 Mayıs 2013 Salı, 11:06 at 11:06
harika detaylar sevgili başak teşekkürler:)
07 Mayıs 2013 Salı, 13:44 at 13:44
Ellerine sağlık fotoğraflar çok güzel olmuş…
07 Mayıs 2013 Salı, 15:15 at 15:15
Gerçekten çok ilginç bir mimari, fotolar çok güzel…. :))
07 Mayıs 2013 Salı, 17:42 at 17:42
Ne güzel paylaşımlar, teşekkürler Başak, sen gerçekten harikasın…
07 Mayıs 2013 Salı, 22:08 at 22:08
Çok güzelmiş, ellerinize sağlık:-)
08 Mayıs 2013 Çarşamba, 09:05 at 09:05
Rahibe Teresa, evinden anladığım kadarıyla dünya işlerinde de iyi bir yere gelmiş
eline sağlık Başak’cım.
10 Mayıs 2013 Cuma, 09:43 at 09:43
Başakcığım hem mesleğini hem fotoğrafçılığını güzel değerlendirmişsin.
Metalin soğukluğunu ışıkla hem ısıtmış, hem de çok ferah bir mekan yaratmış Vangel Bojinski. Gerçek hali kim bilir ne güzeldi?
Teşekkürler, sevgiler.
11 Mayıs 2013 Cumartesi, 21:37 at 21:37
rahibe teresa da toprağımmış meğersem
12 Mayıs 2013 Pazar, 10:08 at 10:08
Bence anıtın ihtişamı, süregelen sahtekarlığı gayet güzel açıklıyor…Mother Teresa özenle yaratılmış bir medya azizesiydi. Batı medyasında yeralan haberlerin aksine, kültürlü hintliler tarafından hiç sevilmez…
Dünyanın en zengin kilisesinin temsilcisidir; ama kanserden ölen hastalara ağrı kesici bile verilmeyen (çekilen ağrıyı isa’nın öpücüğü olduğuna inandığı için dindirmiyor çünkü bu azize teyze), sefalet içinde işletilen bir ölüm kampının sadist kraliçesidir.
“Barış” ödülünü ise daha kimler almadı ki; Henry Kissenger, Barack Obama (başkan seçildikten 15 gün sonra) , Shimon Peres, Yitzak Rabin vs.vs…Say say bitmez…Şaka gibi…
Christopher Hitchens’in, “Hell’s Angel: Mother Teresa” adlı belgeselini seyretmeni tavsiye ederim…You Tube da var…
Fotograflar harika bu arada…Sadece hazır konu açılmışken , yukarıdakileri söyleyeyim dedim…Bu kadına ve bunun gibilere, özel bir gıcığım var da…:-)
Öpüyorum ikinizi de:-)
12 Mayıs 2013 Pazar, 19:34 at 19:34
fotoğraflar harika, eline sağlık Başakcım.
15 Mayıs 2013 Çarşamba, 12:32 at 12:32
Harikalar gerçekten. Güzel ellere sağlık…
17 Kasım 2014 Pazartesi, 20:42 at 20:42
Sülük Dünyanın Kalküta sokaklarında
Yoksulluğun etleri dökülür
Asya’nın tam ortasına
Dumanı tüterken çığlıkların
Makedonya Üsküp’e
Zağrep treninden siyah
Kara acılar dumanlanır
Teresa Ana’nın gözyaşlarına..
Artık ayrılık vakti gelmiştir
On sekizlik bacının
Okyanus kadar eteği
Hindistan’a serpilmiştir
Ekmek getirmiştir
Yorgan gelmiştir
Kalküta’nın meleği..
Siyah çığlıkların gecesinde
Kaldırım taşları işaretlenir
Dizi dizi ölümler sırada..
Bir cılız beden, gözlerinde yaşlar
Koca dünya uykuda
Teresa ana ayakta..
Sıraya giren ölüm bekçilerini
Diriltmek için
Kollarına alır kaçar
Nirmal Hiriday’ da doktorlara
Kafa tutar
-ya beni öldürün
-ya bu canları diriltin
ölümü güldürmenin sevincidir
az bir uykuya dalar
sırtını Kalküta duvarlarına yaslar..
bu can kükrer Allah’ına kadar..
Loreta Manastırının duvarlarını
Ölüm çöplüklerine atılan bebek çığlıkları;
Sarsar….
Bu sesler çır çır böceği değil ki
Nasıl uyusun
Teresa anam
Var iken
Kan çığlık acılar
Bir birini boğazlar
Hindular,Müslümanlar;
4 gün içinde 5 bin ceset toplanır
tanrılarına kurban adama yarışındalar;
İnsan eti kıpkırmızı
Kanalizasyonlar tıkanmış
Kan bok’a karışmış
Allah’ım bu ne biçim kullarınmış..
… ….. ….
Sandalet tıkırtıları..
Şafağın beşi
Teresa Ana ayakta
Güneş uykuda
Sevgisini üfler Kalküta sokaklarında.
Bebekler uyanmadan… Uyanırlar
Ölüme iki kala bile olsa
Kucağında bu küçük canlar
Sevgiyi tadarlar
Tatmadıkları kadar..
Boş vermişliğin okyanusunda
Bir dinozor gibi uykuda İnsan
yüreğin vatanı olmadığı gibi
vatan yüreklerde vicdandır.
En zayıf halimizden bilinir insanlığımız..
Hiçbir zaman kuvvetli olamadık
Katliamlar yapmamız haricinde..
Barış ve insanlık adına
Hep korkak kaldık
Elimiz kolumuz bağlandık
Dilsiz gökyüzünün
Gözü gökyüzüdür
Bilir sana cevap vereceği günü
İster buna ilahi,
de
İstersen cehennem azabı
Belalardan kurtuluruz
Ancak,
Teresa Ana’nın ayıplarımızı örttüğü kadar..
Dünyanın gözleri önünde
Birileri vardır;
Utancımıza örtünürler
Bir beyaz bulut gibi
Kirliliğimiz üstüne;
-Albert Schweıtzerler
-eleanor Rooseveltler
-Bob Geldoflar
-Mahatma Gandiler
-Teresa Analar
İnsanlığımızı hatırlatırlar.
Bunca acılara duyarsız kalan
Dünya İnsanı!
davul zurna!
ve
Teresa ANA
Kalküta sokaklarında
Ayakta..
ve Pamuk elleri ile
vicdanlarımızı ayağa kaldırmakta
sonsuzluğa akıtmakta…
(Şefkat Anaları adına…kalender,Ankara 19 mayıs)
Kalender Kılıç