Bir çift palet, bir selam
En son gittiğim dalışın üzerinden tam üç yıl geçmiş. Mayıs ayı, benim dalış sezonumun açıldığı bir ay değil aslında çünkü deniz suyu henüz ısınmadı. Su sıcaklığı 17-18 derece… Ama bunca yılın özleminin yanında 17-18 derece ne ki… ben en fazla bir bilemedin iki dalış yaparım derken baktım ki eğitim dalışı var. Yani açılacak üç paketimiz var. Üstelik ben eğitim dalışlarına hiç dayanamam. Üstelik paketlerden biri Yusuf Abi’nin oğluymuş, öyle dedi Boğaç. Şimdiye kadar çok eğitim dalışına katıldım ama Oğuz’un oğlu Eren’den sonra bu ikinci özel eğitim dalışı olacak benim için.
Coşkun’u ilk defa görüyorum. Boğaç tanıştırdıktan sonra gözlerine daha dikkatle bakıyorum, Yusuf Abi’yi görüyorum. Ne güzel 🙂
Suyun altına ilk inişler çok özeldir. Gözlerdeki heyecan ve merakın, insanın saf halinin görülebildiği nadir anlardandır. Kocaman insanlar, küçücük bir çocuğa dönüşüverir su altında…
Boğaç’ın eğitim vermesi için sualtında uygun bir yer bulduktan sonra paketlerimiz Gökhan, Cüneyt, Coşkun ve ben, Boğaç’la birlikte dalışa geçtik. Boğaç, Gökhan ve Cüneyt’i benimle bırakıp, eğitim için ilk Coşkun’u alıp, yanımızdan uzaklaştı. Deniz dalgalı, durduğumuz yer biraz kayalıktı. Diğerlerinin dengede durmaları için yardımcı olmaya çalışıyordum. Tam o sırada kafamı kaldırıp, Boğaç’la Coşkun’a bakayım dedim. Gözüm Coşkun’un ayağındaki mavi paletlere ilişti. Paletlerin altında Yusuf yazıyordu. O an içimden akıp giden şeyi tarif edemem. Fazla derinde değildik, 3 bilemedin 5 metre. Gözüm paletlerden gökyüzüne kaydı. Yusuf Abi’ye “Oğlun emin ellerde Yusuf Abi sen hiç merak etme” derken, parlayan güneş ışıklarının yüzümü okşadığını hissettim. Çok özel bir dalış, çok değişik duygular yaşıyordum. Bunun üstüne daha da yazamam. Gerisi bana kalsın…
Ama son bir şey daha söylemek istiyorum; Coşkun, dalışın yaklaşık yirminci dakikasından sonra, sanki sualtında bir kaç yıldır dalıyormuşçasına iyiydi. Duygusal mı düşünüyorum acaba diye sualtında çok daha fazla baktım Coşkun’a. Fakat hayır. İlk defa böyle bir şeye tanık oluyordum. Gerçekten de “senin baban da mı dalgıçtı” dedirtecek kadar iyiydi…
22 Mayıs 2016 Pazar, 18:08 at 18:08
Mayıs ayında, Kaş’ta deniz ısınır sanıyordum 🙂
Üç yıl aradan sonra, çok anlamlı ve güzel bir dalış olmuş 🙂
22 Mayıs 2016 Pazar, 18:11 at 18:11
Sevgili başak hocam,
Herzamanki gibi keyifli satırlar dökülmüş klavyenden…
YUSUF ağabeyi her nekadar kısa dahi tanisam ki.. eşiyle birlikte çok keyifli sohbetlerimiz olmuş ve onları cok sevmiştim. .. bu sebeple vefatı bende hüzün bırakmış… ve onu hatırlatacak her şeyde birşeyler yazmak sanki yanımızda gibi oluyor. .. Coşkun a bende derslerde teori konusunda bildiklerimi aktarırken hep huzunlendim… diyorum ki mekanı cennet olsun o heryerde bizimle olacaktir… sevgiler
22 Mayıs 2016 Pazar, 18:27 at 18:27
Bir 15 dakikalik hüngür hüngür aglamadan sonra sunlari yaziyorum; Zamanın durduğu bir anda kendimi babamın dostlarına teslim etmek sanki kendimi babama teslim etmekti. Orda bana değil sanki babama bakar gibi baktınız bana . Ben sizlerin benim yüzüme bakarken babamı arayışınizi gördüm. Bana yaşattığınız mutluluğun herhangi bir ölçüsü yok ! İyi ki varsınız güzel insanlar. Zamanı benim için geriye aldığınız için ve beni çok mutlu ettiğiniz için çok teşekkür ederim . . .
22 Mayıs 2016 Pazar, 18:28 at 18:28
22 Mayıs 2016 Pazar, 18:55 at 18:55
Bu anlamlı duygu seli içerisinde rahmetli Yusuf amcayı yakından tanıma fırsatını yakalamış biri olarak bu sürece dahil olup sizleri tanıma fırsatı buldum,,,Teşekkürler Boğaç hoca,Teşekkürler bizi duygu seline sürükleyen Başak hoca,Teşekkürler bacanak Coşkun,Teşekkürler Yusuf amca,,,(Kalbimizdesin)
22 Mayıs 2016 Pazar, 19:06 at 19:06
Uzun lafın kısası Başak hocam, eline, yüreğine, emeģine sağlık.
23 Mayıs 2016 Pazartesi, 09:36 at 09:36
Sevgiyle anılmak ne güzel…Tanımıyorum ama gittiği yerde huzurla uyusun Yusuf Abi…
23 Mayıs 2016 Pazartesi, 10:25 at 10:25
Sayende sevgiyle bir kez daha anıyoruz Başak,
teşekkürler, eline, yüreğine sağlık..
ışıklar içinde yatsın…
23 Mayıs 2016 Pazartesi, 10:41 at 10:41
Denizin suları benim içimde zaten. Aktı gözlerimden sabah sabah. Bütün duygularınızı paylaşıyor, sizi kucaklıyorum.
23 Mayıs 2016 Pazartesi, 12:03 at 12:03
Ahh Başak…
Beyaz atlı prenses…(Aramızda kalsın,ben O’na hep öyle seslendim…)
O güzel İnsan;o muhteşem gülen,o çocuk sevinçli, engin gönüllü insan..
Yusuf Abisi hepimizin..Bizle beraber dolaşmaya devam ediyorsun Dünyanın bütün denizlerini..Şimdi bir de Coşkun’u kattın aramıza ; ne güzel…
Eminim muzip muzip gülüyor sundur bize, Cennette ki bir mercan adasının beyaz kumsallarına uzanmış…
Özledim SENİ…
24 Mayıs 2016 Salı, 01:34 at 01:34
Başak Hocam ne de güzel yazmışsın gene … Sanki oradaymışım gibi hissettim . Kalemine ve yüreğine sağlık.❤️
25 Mayıs 2016 Çarşamba, 08:14 at 08:14
Yusuf abimin bende ki yeri çok özeldir. Bilenler bilir Yusuf abi sanat müziği aşığıydı ve ud çalardı. Bir gün ona “Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın” ı biliyor musun diye sordum. Yok bilmiyorum dedi. Çok sevdiğim bir şarkı olduğunu söyledim. Sonra bel fıtığından ameliyat olacağımı öğrenmiş, geçmiş olsun dedi… Ardından bak dinle! … Sevdiğim şarkıyı bana moral olsun diye öğrenmiş. Telefonda dinletti …Ameliyattan bir gün önce… ben o moralle girdim ameliyata 🙂
Coşkun, seni ofise geldiğinde tanıdım, Yusuf abim sen de yaşıyor sanki… Ömrün çok uzun olsun… Ailemize hoş geldin dostum…