TIKAL ve FLORES
Flores, Guatemala’dan sonra gideceğimiz, Belize ülkesine çok yakın bir yerleşim bölgesi. Daha doğrusu Guatemala’daki Peten Itza Gölüne, Ana karadan 200mt’lik bir kara yolu ile bağlanmış bir ada. Ada küçük bir ada aslında. Size anlatabilmek için uçaktan çekilmiş bir fotoğrafını buldum internette. Yandaki değil tabii o TIKAL tapınağı 🙂
Biz ana kara tarafında kaldık ama otelimiz hemen ada ile bağlanan yolun köşesindeydi. Yani adaya yürüyerek geçmemiz 5 dakika bile sürmüyordu. Flores’e vardığımızda akşam olmuştu. Tüm gün yolda geçmişti. Yol üzerinde Qiriua’ya uğramıştık. Hani şu çok yüksek dikili taşları olan… Burada hava hem sıcak hem de çok ama çok rutubetli. Kendimizi hemen duşa atıyoruz.
Fakat bu bölge öyle nemli öyle sıcak ki sürekli terliyoruz. Hatta buna terlemek de denmez resmen eriyoruz. O taşlar nasıl yosun tuttuysa biz de yosun tutacağız diye geçiriyorum içimden… Çok fazla düşünmemeye çalışıp, bavuldan çıkarttığım nemli pijamalarımı giyip, ıslağa yakın yatağa giriyorum. Biraz yazı yazıp, uymaya çalışıyorum.
Yarın sabah TİKAL’e gideceğiz. TİKAL Maya’ların Guatemela’daki en büyük tapınağı. Bu yerleşke ile bilikte bir de burayı çevreleyen ormanın içinde yürüyüş yapacağız. Burası aynı zamanda milli park. Araçla geçerken gördüğümüz tabelalar çok ilginç; “jaguar çıkabülüüüür, yılan ısırabülüüüür” hadi hayırlısı 🙂 Bu arada böcüklere ve sineklere karşı ilaçlanmamız konusunda uyarıldığımız için otobüsten inince ne olur ne olmaz deyip bir posta daha ilaçlanıyoruz.
İlaçlanma faslı bittikten sonra yağmur ormanın içinde yürümeye başlıyoruz.Yürüken size biraz piramit çeşitlerinden bahsedelim;
Puuc Üslubu ( “Puuc” kelimesi Maya dilinde “tepe” sözcüğünden türemiştir.)
Düz duvarlı ve frizle süslenmiş saraylarıyla tanınır. Başlıca şehirleri Uxmal, Labna, Kabah ve Sayıl’dır.
Chenes Üslubu
Bu üslubun karakteristik özellikleri kolonların olmaması ve Tanrı Chaac’ın devasa maskesiyle süslü olan cephelerdir. Başlıca şehirler: Hochob ve Chicanna.
Kuzeybatı Bölgesi
İnsan figürleriyle süslü, çatı katı olan ve oyulmuş başlıkların olduğu küçük yapılar karakteristik özellikleridir. Bu üslubu en iyi Palenque şehri yansıtır.
Bu üslubun en iyi örneği Yax-Chilan kentidir. Duvarlarda dar geçişler, oymalı eşikler ve süslenmiş başlıklara rastlanır.
Maya-Toltec Üslubu
Başlıca tapınağın Tanrı Kukulcan’a adanmasıyla bilinen bu üslupta yılan şeklindeki kolonlar ve Chac Mool’lara (Kolomb öncesi dönemde taş heykellere verilen isim, tanrı Chac Mools ile karıştırılmasın) rastlanır. En önemli şehirler Chicken Itza ve Tulum’dur.
Süslemeli paralel kuleleriyle tanınır. En önemli şehirler: Xpuhil, Rio Bec ve Hormiguero.
Peten Üslubu
Tikal şehrinin mimarisi bu üslubun en iyi örneğidir. Piramitler oldukça yüksektir, içe doğru köşeleri vardır. Tapınakların başlıkları vardır. Tikal ve Uaxactun başlıca şehirlerdir.
Ortada tapınak maketinden başka bir şey yok. A var afedersiniz. Hediyelik eşya satan dükkanlar ve içinde timsah olan bir göl… 🙂 Maket üzerinde açıklamalar yapan Julio (yerel rehberimiz), bizi dar bir orman patikasına sokuyor. Artık bildiğiniz jungle’ın ortasındayız. Maymunlar yüksek ağaçların tepesinde daldan atlıyorlar. Julio eline koca bir tarantula almış bize gösteriyor. Evet tarantula inanmazsanız bakın. Arada bir de kocaman güzel kelebekler görüyoruz. Ama benim en çok hayranlıkla baktığım şey, dev ağaçlar ve her dakika fotoğrafladığım ağaç kökleri 🙂
Patika bittiğinde karşımıza Maya uygarlığının en büyük tapınağı değil, onun bir ek binası 🙂 çıkıyor. Julio burada biraz bilgi verdikten sonra kendisini takip etmemizi söyleyip aralardan derelerden bir yerden geçiriyor ve karşımıza çıkan manzara gerçekten MUHTEŞEM ! TİKAL tapınağı ! Hadi biraz bu tarihin içinde gezelim… Bu arada merdiven çıkmak yerine oyun oynamak isteyenler için bir Scooby Doo oyunu buldum. Ben mi? Yok ben oynamadım walla ne yalan söyleyeyim 🙂 http://oyunlar.yasinka.com/oyna/scooby-doo-3-tikal-tapinaginda-dehset
Bu arada fotoğraflara takılıp, TIKAL’in arkasından devam eden Flores bölümünü ve müziği kaçırayım demeyin. Bu bölümdeki fotoğrafların sonunda suyu gördünüz mü diğer bölüme geldiniz demektir 🙂
Tikal’den sonra Flores’e geri dönüyoruz. Gün batımına bir iki saat kalmış. Ben kendimi göl kenarına atıyorum ve Yutmi orada kendinden geçiyor. Göl kenarında yiyecek tezgahı açmış teyzelerden yiyecek birşeyler alıyoruz. Bu benim karnımı doyurmak için. Yutmi’ye zaten her yer ziyafet sofrası… Burası da diğer gezdiğimiz yerlerden biraz daha renkli ve öyle çok detay var ki… Akşam saat altı gibi bardaktan boşanırcasına bir yağmur indiriyor. O sırada detaylarına takıldığım bir bara sığınıp meyveli bir içecek ısmarlıyorum. İçinde ne var bilmiyorum tadı güzel. Hava iyice kararmaya başlıyor. Barda da benden başka kimse yok. Tabii daha saat erken aslında. Akşam saat 8’de kimse bara gitmiyor burada anlaşılan. Bir de bastıran yağmur… Ertesi gün yola çıkılmayacak olsa orada biraz daha oturup bira veya alkollü başka bir şeyler içmek isterdim doğrusu. Çünkü çok keyifli bir yer gerçekten. Erken kalkmamın bir diğer nedeni de akşam tek başıma dolaşmaktan biraz çekiniyor olmam. Gecelediğimiz yerleri tam tanıma fırsatımız olmuyor. Çünkü gündüz gidilecek, görülecek yerlerde geçiyor. Akşam otele dönüldüğünde de herkes serbest ama ben yemek yemekten daha çok gezmeyi tercih ettiğim için, bir saatten sonra tek başıma olmaktan biraz çekiniyorum doğrusu. Bu biraz da buralar hakkında pek iyi şeyler duymadığım için yoksa akşam da tek başıma dolaştığım yerler var tabi…
Neyse ki yağmur çok uzun sürmüyor. Bu diyarlarda yağmur birden indiriyor, bardaktan boşanırcasına yağıyor ama en fazla yarım saat sürüyor. Otele vardığımda yağmurdan değil ama nemden dolayı sırılsıklamım. Sanırım burada kuru gezmek imkansız 🙂 Bu rutubet beni sinir ediyor 🙁
Neyse artık uyusam iyi olur yarın sabah gün doğmadan yola çıkacağız. Akşam 10 yatağa kon… Sabah 4-5 gibi kalkılacak. Yolumuz uzun. Artık Guatemala’dan çıkıyoruz. Sıradaki ülke BELIZE! Ve tabii beklenen an yaklaşıyor. Blue hole dalışa sıra geldi. Ama ben sırayı bozup blue hole maceramı size önceden gönderdiğim için sizi meraklandıracak bir durum kalmadı 🙂 Olsun, ben de size Belize’de yaptığımız nehir gezisini ve hayvanat bahçesini anlatırım. Hem daha Belizi’nin renkli görüntülerini yayınlamadım. Öyle çok yol gidiyoruz ve öyle çok yer görüp öyle çok aktivite içine giriyoruz ki bu bilgisayar olmasa herşey birbirine girermiş. Bu uzun yollar yazmak için biçilmiş kaftan… Müzik eşliğinde Flores’de küçük bir gezinti yapmak isteyenler devam edebilir 🙂
22 Kasım 2013 Cuma, 00:00 at 00:00
Başak’cım öylesine güzel anlatmışsın kiii müthiş bir macera..Müzik harikaa..Bu muhteşem müzik eşliğinde okudum Flores ve Belize Maceralarını, güzelliklerini..Çok teşekkürler bu keyifli ve hem de oldukça bilgilendirici paylaşımların için..:) Hep yazmaya ve yazmaktan hiçbir zaman vazgeçmeden yaşadığın güzellikleri paylaşmaya devam diyorum..Sevgilerimlee..:)
22 Kasım 2013 Cuma, 10:50 at 10:50
ben kıskanç bir insanım:)
22 Kasım 2013 Cuma, 11:42 at 11:42
Tikal’de tıytıy;-))) fotoğrafını ve Flores’te de hemen hemen tümünü çok sevdim…
Gezilerde yalnız olmak!
Ne büyük kazanımları var…;-)))
22 Kasım 2013 Cuma, 11:43 at 11:43
Pardon, bir de sevdiğin yanındaysa deme gitsin…:-)))
22 Kasım 2013 Cuma, 11:44 at 11:44
teşekkürler Başak, daha çok anı dinlemek ve foğtoğraf görmek için sabırsızlanıyorum 🙂 gk
22 Kasım 2013 Cuma, 13:36 at 13:36
Renkler, desenler, şenlikler ülkesi…
Resimleri bu ise, gerçeği ne kadar güzeldir, Başak bilir.
Bir de insan evladının residance,gökdelen, bulutdürten kondurma merakı tee o zamandan bu zamana değişmemiş demek oluyor burada gördüklerimiz. “Hepinize tepeden bakacam” saplantılı sapkın genler de o zaman diliminde girmiş bir şekilde içimize. Bu Dünya’nın çekeceği var bizden.
Teşekkürler Başakcığım.
22 Kasım 2013 Cuma, 20:37 at 20:37
harika resimler. gökkuşağı renkler. teşekkürler başak….
22 Kasım 2013 Cuma, 20:41 at 20:41
Başak cığım okudukça resimlere baktıkça uçup oralara gidesim geliyor. Sen neler aldın? Fena halde merak ediyorum… onlarında resimlerini bekliyorum. Bu sene piyangoda seni yalnız bıraktım. Ama aklım ve kalbim sizlerleydi.
22 Kasım 2013 Cuma, 21:10 at 21:10
Nazım Abi,
daha ne renkler var gelecek…
bir Meksika’ya geçebilsek… 🙂
yol bitmiyor ki… :)))
23 Kasım 2013 Cumartesi, 11:34 at 11:34
Başak, şantiyeden bu fotoğraflara bakınca benim yaşadığım mı yoksa senin gördüklerin mi gerçek diye düşünmeye başlıyorum…senin gezi durumların tavan yapmış durumda maşallah :)) açıkçası bende bir gezi yapmış durumdayım sayende hatta çektiğin fotoların içinden kendimce fotoğraflar bile çektim hayalimde 🙂